Çocuk Kitapları

Chowder ile tanışmaya hazır mısınız?

chowder

Bir köpek düşünün ki, kafası gözlerinin yanına kadar ulaşan yanaklarıyla son derece geniş ve buruş buruş; görüntüsüyle de sizi tezata düşürecek kadar sevgi dolu olsun. Sert mizacının aksine yumuşacık kalbiyle böylesine sevimli bir varlık hadi itiraf edin, sizin de içinizi ısıtmaz mıydı? Ne yalan söyleyeyim, benimkini şimdiden ısıttı bile. Hoş hayatının son 17 senesini muhteşem bir köpekle geçiren birisinden aksini söylemesi de düşünülemezdi, değil mi?

Ödüllü çizer Peter Brown’un yazdığı Chowder, Sıçrayan Süper Chowder ve Dodo’nun Uçuşu, okul öncesi dönemdeki çocuklar için Sevin Okyay çevirisiyle hep Kitap tarafından geçtiğimiz günlerde yayımlandı.

İçinizde bu kitapları daha önce okuyanlar var mı bilemiyorum ama benim favorim kesinlikle Chowder’dan yana oldu diyebilirim. Onu da geçtim, uzunca bir zamandan sonra ilk defa bir çocuk kitabını yüzümde kocaman bir tebessümle okudum. 4 yaş ve üzeri çocukların, ebeveynleriyle birlikte keyifle okuyacakları bu kitapların illüstrasyonları ise tek kelimeyle harika.

Gerek çizgi formları, gerekse de kullanılan renk tonları ile capcanlı duran illüstrasyonlar, kitaptaki hikaye sıralamasıyla neredeyse birebir bir şekilde gidiyor. Dolayısıyla çocuk, okuma yazmayı bilmese dahi rahat bir şekilde kitabın resimlerine bakarak da kendi kafasında bir imge yaratabilir.

Kısa ve yalın kurgusuyla okuru bir anda hikayenin içerisine alıp, “Acaba şimdi ne olacak?” duygusunu yaşatan kitabın, dostluk ve arkadaşlık ilişkisine parmak bastığını da ayrıca belirtelim.

Chowder, ne kadar çaba gösterirse göstersin, mahalledeki diğer köpeklerle hiç alakası olmayan bir bulldog’dur. Tek bir isteği vardır. O da mahalledeki köpek sürüsünün bir parçası olmak. Ancak tahmin edeceğiniz gibi bu kahramanımız için o kadar da kolay bir durum değildir. Çünkü onun normal köpekler gibi saatlerce dışarıda dolaşmak veya gazete getirmek gibi bir alışkanlığı yoktur. Kısaca kendine münhasır bir karakteri vardır. Dolayısıyla da yaptıkları şeyler, sahiplerinin dışında hemen herkesin gözüne batar. Hatta köpeklerin bile…  Bundan dolayıda kahramanımızın kendi dışlanmış hissetmediği tek bir yer vardır, evi… Chowder, kendini son derece özgür hisssettiği evinin balkonundan bir gün dışarısını seyrederken bir ilan gözüne çarpar. Sonrası mı? Sonrasında ise kahramanımızı doludizgin bir macera bekler.

Fantastik edebiyat yapıtlarında sözü edilen her yeri, adeta doğduğunuz yermiş gibi tanımanızı sağlayan müthiş güzel bir rehber olan Sevin Okyay adını bir kitabın içerisinde görürseniz eğer, hiç düşünmeden alıp okuyun, derim. Emin olun pişman olmayacaksınız.

Bir cevap yazın